KİTAPLARDAN-SEÇKİLER

EBUCEH─░L KARPUZU‘ndan bir al─▒nt─▒

─░ki D├Ân├╝┼č├╝m├╝n Burgac─▒nda
(…) ─░├žimden tenha vagonlar ge├žiyordu. ─░├žinde yolcu olarak sadece benim bulundu─čum, ├ž─▒plak bir tepenin zirvesinde yaln─▒z bir a─ča├ž kadar, benim kadar yaln─▒z ve nereye gitti─či bilinmeyen savruk vagonlar, y─▒llar─▒ ┼ča┼č─▒r─▒p yollara d├╝┼čm├╝┼č vagonlarÔÇŽ
Sonra y├╝z├╝mde ┼×ahmuratÔÇÖ─▒n ─▒slak bakan y├╝z├╝, alan tarama cihaz─▒ gibi ├Âne do─čru sallan─▒p duran sol kolu, a─č─▒rl─▒─č─▒n─▒ ├╝zerine bindirdi─či sa─č aya─č─▒ÔÇŽ

Konu┼čman─▒n sonunda Serk├órÔÇÖ─▒n G├╝nl├╝k Hayat─▒ndan Kareler ba┼čl─▒kl─▒ bir b├Âl├╝m vard─▒. Bu b├Âl├╝mde heyecanl─▒yd─▒k hepimiz. Onu hep oturuyor olarak; en ├žok orada g├Âzlerini veya burnunu silerken, ba┼č─▒n─▒ sallarken, kollar─▒n─▒ yukar─▒ ve a┼ča─č─▒ ┼čiddetle indirip kald─▒r─▒rken, birinin kula─č─▒na e─čilip bir ┼čey f─▒s─▒ldarken g├Ârm├╝┼čt├╝m de; b├Âyle, hayat─▒n i├žinde; y├╝r├╝rken, yolda biriyle konu┼čurken, g├╝nl├╝k bir maslahat─▒n─▒ kar┼č─▒larken ilk kez g├Âr├╝yordum. Zihnimi uzun s├╝redir me┼čgul eden ve oradan bir t├╝rl├╝ silinmeyen resim; video-mesaj─▒n sonuna eklenen bu b├Âl├╝mdeki k├╝├ž├╝k ayr─▒nt─▒larda ete kemi─če b├╝r├╝nd├╝: ┼×ahmurat ve B├╝lent a─čabeyler sallanan tek kollar─▒yla, yaylanan ayaklar─▒yla, b├╝z├╝len a─č─▒zlar─▒yla ├ž─▒k─▒p geldiler. Sadece onlar de─čil Meknun varl─▒─č─▒mla kendim de ├ž─▒k─▒p geldim ve bu g├Âsterge kar┼č─▒s─▒nda deh┼četle irkildim. Vaktiyle ┼×ahmuratÔÇÖtan al─▒p giyindi─čim g├Âz de buradayd─▒. Uzak iklimlerden g├Ânderilen bu g├Âr├╝nt├╝ler; B├╝lentlere, Meknuzlara, Meknunlara bula┼č─▒yor oradan da ToygarÔÇÖa ya da ├Âtekine sirayet ediyordu. G├Âstergenin g├Âr├╝nt├╝ alan─▒na ├ľrenyaÔÇÖdan ┼×ahmurat ve ─░rtemistanÔÇÖdan B├╝lent a─čabey girince y├╝z├╝m├╝, g├Âzlerimi, kollar─▒m─▒ ve ayaklar─▒m─▒; bu d├Ârd├╝n├╝ bu ikisinden al─▒p giyindi─čimin fark─▒na vard─▒m. S├Âz geli┼či bu ikisinin g├Âzlerini g├Âzlerime, kollar─▒n─▒ kollar─▒ma takm─▒┼čt─▒m da ┼×ahmuratÔÇÖ─▒n g├Âzleri ile bakm─▒┼čt─▒m bunca zaman; kendi kollar─▒m─▒ de─čil de B├╝lentÔÇÖin kollar─▒n─▒ sallam─▒┼čt─▒m; onlar─▒n ayaklar─▒yla y├╝r├╝m├╝┼čt├╝m, hatta konu┼čurken bezen onlar─▒n ses t─▒n─▒lar─▒ gelip genzimi i┼čgal etmi┼č ve ben kendi sesim sanarak asl─▒nda o t─▒n─▒y─▒ ├ž─▒karm─▒┼čt─▒m. O arada ┼×ahmurat a─čabeyin han├žeresi de gelip bo─čaz─▒ma oturmu┼čtu. Bunlar─▒ d├╝┼č├╝n├╝nce s─▒raya di─čer v├╝cut organlar─▒m─▒n da girdi─čini ve aktar─▒lanlar─▒n d├Ârt de─čil daha fazla oldu─čunu fark ettim. Mesela, burnumu ka┼č─▒rken asl─▒nda kendi burnumu de─čil ┼×ahmurat a─čabeyin dolay─▒s─▒yla Serk├órÔÇÖ─▒n burnunu ka┼č─▒d─▒─č─▒m─▒, birini dinlemek ├╝zere e─čilirken e─čilen omzun kendi omzum de─čil B├╝lent a─čabeyin omzu oldu─čunu d├╝┼č├╝nd├╝m. Bunlar─▒ d├╝┼č├╝n├╝nce d├╝┼č├╝n├╝lmesi gereken di─čer ayr─▒nt─▒lar da kuyru─ča girecekti ve girdi deÔÇŽ
Gelenleri de─čerlendirmeye ald─▒─č─▒mda ortaya ├ž─▒kan ki┼čilik elbette MeknunÔÇÖdu. MeknunÔÇÖun ise -kendisinde ondan baz─▒ par├žalar bulunsa da- Toygar ile bir benzerli─činin bile kalmad─▒─č─▒n─▒ d├╝┼č├╝nd├╝m. Ondaki o par├žalar da, MeknunÔÇÖu Toygar sanmam─▒ sa─člayan bir yan─▒lsamadan ibaretti. Ba┼ča d├Ând├╝m ve muhayyilemi g─▒d─▒klayan bu gibi k─▒ym─▒klar─▒n bir t├╝r sa├žmalama olabilece─čini de─čerlendirdim sonra. Son de─čerlendirmem b├Âyle olsa da beynimi ikinin biri t─▒rt─▒klay─▒p duran bu k─▒ym─▒klardan t├╝m├╝yle kurtulamayacakt─▒m; bunun da fark─▒ndayd─▒m.ÔÇŁ (…)┬á
__________________________

├ç─░├çEKLER KESM─░┼×T─░ SELAMI

ÔÇó Ayn─▒ ad─▒ ta┼č─▒yan ├Âyk├╝den

Hayra al├ómet say─▒lmazd─▒ bir cip veya atl─▒ bir yabanc─▒n─▒n geli┼či. Geli┼čiyle korku ve kayg─▒ y├╝k├╝n├╝ bo┼čaltan o h├óki renk Winnlex cip, giderken de bo┼č gitmezdi; arkas─▒nda kederli bak─▒┼člar, bir duvar─▒n dibinde, damlamak ├╝zere olan burunlar─▒n─▒, fistan─▒n─▒n tersine yahut ├Ânl├╝─č├╝n├╝n veya ya┼čma─č─▒n─▒n kenar─▒na, bir su├žu gizler gibi silen, ─▒slak bak─▒┼čl─▒ kad─▒nlar b─▒rak─▒rd─▒. Cip uzakla┼čt─▒ktan sonra bu kez topluca ve ├Âzg├╝rce a─čla┼č─▒rlard─▒ kad─▒nlar.

ÔÇó Ku┼člar Ku┼č Olarak Havaland─▒─č─▒nda

G├Ârd├╝─č├╝ r├╝yan─▒n finaline ula┼čamadan mekanik ve metalik ve dijital seslerle r├╝yalar─▒ ortadan yar─▒lan ve f─▒rlat─▒l─▒p at─▒lan ├žocuklar─▒n bir t├╝rl├╝ ├žocuk├ža bir r├╝ya g├Âremeyen ├žocuklar─▒n ve kay─▒plar─▒na a─člayamayan analar─▒n y├╝reklerindeki ate┼čin sesini i┼čitti─či s├Âylenmemi┼č veya s├Âylenememi┼č t├╝rk├╝leri i┼čitti─či civan o─čullar─▒n ve ceylan k─▒zlar─▒n pe┼činden yak─▒lan a─č─▒tlar─▒ i┼čitti─či i┼čiten bir kula─ča kavu┼čtu─ču and─▒.


G├ťNE┼×─░N DO─×DU─×U YERDE

ÔÇó Karart─▒

Hayat─▒ma at─▒lan ├žentiklerin, b├╝y├╝yerek kendisine narkozlu bir alan a├žmas─▒ndan, bedenimden sonra ruhuma da sirayet etmesinden kayg─▒ duyuyorum. Duvar─▒n arkas─▒ndaki etobur ├žak─▒lda─č─▒n s─▒rtar─▒rken a─č─▒z kenar─▒ndan g├Âr├╝len alt─▒n di┼člerinin renginde duygular─▒m.(ÔÇŽ)

Hoyrat eller ├žaylar─▒ h├Âp├╝rdeterek bir nefeste midesine yuvarlad─▒.
Gen├ž k─▒zlar─▒n per├žemleri y├╝zlerine bezek oldu; kem nazarlar y├╝zlerimizin kalay─▒n─▒ ├ž─▒kartt─▒.
Sepetlere s─▒─č─▒┼čan nevaleleri s─▒├žanlar talan ettikten sonra geriye burun s─▒zlatan bir ufunet kald─▒.
┼×imdi ortancas─▒ iletken nal─▒nlar ├╝zerinde iletken bir zeminde enerji ├╝retmeyi d├╝┼č├╝n├╝yormu┼č.
Bu s├╝re zarf─▒nda da depozitosu maliyetini ge├žen bir handa kirada ya┼čamaya ba┼člam─▒┼člar.
Kocalar─▒ kabile sava┼člar─▒ndan d├Ânmeyen d├Âls├╝z siyah kad─▒nlar─▒n b├╝z├╝┼č├╝p d├Â┼č├╝ne yap─▒┼čm─▒┼č memelerinde hayat arayan kara ├žocuklar─▒n b├╝y├╝yen g├Âzleri gibiydi g├Âzler.

ÔÇó B─▒ld─▒rc─▒n Avc─▒lar─▒

G├Âmle─čim ├žama┼č─▒rhaneden ├ž─▒kmad─▒ aray─▒p sormam da fayda etmedi g├Âmle─čim kay─▒pt─▒ bir g├╝n dedim ki abla dedim mavi g├Âmle─čim nerede benim niye ├ž─▒km─▒yor dedim k─▒zd─▒ bana ikide bir sorup duruyorsun ne yapacaks─▒n eski g├Âmle─či att─▒m gitti dedi umars─▒zca bana ben de a─člad─▒m g├Âmle─čimi bul dedim bana yine k─▒zd─▒ att─▒m anlad─▒n m─▒ eskimi┼čti ben de att─▒m dedi tekrar g├╝nlerce g├Âmle─čimi arad─▒m ├ž├Âpl├╝kte ├žama┼č─▒rhanede selelerde kazan dairesinde hi├žbir yerde yoktu beni bir g├╝n kazan dairesinde yakalad─▒ sen dedi ne yap─▒yorsun burada bakay─▒m g├Âmle─čimi ar─▒yorum dedim g├Âmle─čin ne i┼či olur kazan dairesinde ├žocu─čum akl─▒n─▒ m─▒ yitirdin sen allah─▒m bu ├žocuk beni delirtecek dedi sa├žlar─▒n─▒ yoldu.


AZAZ─░L’─░N KAPISINDA

ÔÇó Benim Oyuncaklar─▒m

ÔÇťGidi┼čin i├žime bir oyuk a├žt─▒, dedim. ─░├žin oyuk de─čil miydi, dedi. De─čildi, dedim. ─░├žimizde bir oyuk yoksa; d├╝md├╝zse i├žimiz, oraya bir oyuk a├ž─▒lmam─▒┼čsa ┼čimdiye de─čin, b├╝y├╝memi┼čiz ve ├žocuk kalm─▒┼č─▒z demektir, dedi. Sen b├╝y├╝d├╝n m├╝, dedim. Evet, dedi bu gece b├╝y├╝d├╝m dedi. Nas─▒l yani, dedim; sen ┼čimdiye kadar ├žocuk muydun, dedim. Evet, dedi hep bir ├žocuktum ben; elli ya┼č─▒nda oyuncaklar─▒ olan bir ├žocuk, dedi ve ekledi: ÔÇťSeninle ge├žen zamanlar─▒m da hayat─▒m─▒n ikinci d├Ânem ├žocuklu─ču idi.ÔÇŁ

ÔÇó Kap─▒ Sesi

─░kimiz de onu izliyorduk. Oray─▒ be─čenmemi┼č olacak ki a┼ča─č─▒ z─▒plad─▒ hayvan ve bacan─▒n b├Â─čr├╝ne yan gelip yasland─▒.
Kedi ikimizi de kurtarm─▒┼čt─▒ ortak s─▒k─▒nt─▒dan; bir anda kediyi b├Âl├╝┼čt├╝k.
Kedinin ona d├╝┼čen pay─▒nda hayvan─▒n tabasbuslar─▒, kendisinin ona verdi─či kar┼č─▒l─▒klar vard─▒;
bana d├╝┼čen pay─▒nda ise kap─▒n─▒n arkas─▒nda g├Âz├╝me ili┼čen yalak vard─▒: Kedinin yala─č─▒n─▒ orada g├Âr├╝nce bir anda kendime i┼č buldum. Kalk─▒p yala─č─▒ getirdim, i├žine su koyup yala─č─▒ yerine koydum.

ÔÇó ├çak─▒

Y├╝z├╝mde internet kafelerde izledi─čim animasyon oyuncular─▒n ├╝rk├╝t├╝c├╝ maskesi vard─▒ sanki korkun├ž g├Âr├╝n├╝yordumÔÇŽ Mahmut abinin arabas─▒n─▒n ince, derin ve pasl─▒ ├žizgileri de vard─▒ y├╝z├╝mde. Day─▒ÔÇÖn─▒n pirin├ž ├žuvallar─▒n─▒n i├žindeki fi─čler de geri kalmam─▒┼čt─▒ bundan. Kasabada, hayvan ah─▒rlar─▒n─▒n bulundu─ču m─▒nt─▒kadan ├╝zerime bula┼čan ah─▒r kokusu da boca edilmi┼čti b├╝t├╝n bunlar─▒n ├╝zerine. Hatayl─▒ ├Â─čretmenin su bakrac─▒ndan ├╝zerime s─▒├žrayan idrar rengindeydi benzim. Biraz da sokakta, serenin ├Ân├╝ne do─čru ko┼čan boynu kopar─▒lm─▒┼č bir pili├žtim ben bu ┼čehirdeÔÇŽ(…)

ÔÇó AZaZil’in Kap─▒s─▒nda

Bakt─▒─č─▒m yerde beynimin y─▒rt─▒lan liflerini g├Âr├╝yorum. Hava alan─▒n─▒ and─▒ran geni┼č aln─▒m─▒n ortas─▒ndan a├ž─▒lan bir kap─▒dan i├žeriye giriyorum ve beynimin dehlizlerine iniyorum. Midem kalk─▒yor; bir istifran─▒n yola ├ž─▒kt─▒─č─▒n─▒ haber veriyor bana. Neler oluyor burada der gibi olup bitenleri anlamaya ├žal─▒┼čan midemi yat─▒┼čt─▒rd─▒─č─▒m─▒ d├╝┼č├╝n├╝yordum. Yan─▒lm─▒┼č─▒m. Banyoya zor yeti┼čiyorum.
O da ne? Kustu─čum francala da de─čil k─▒vr─▒m k─▒vr─▒m bir yumak; beynim. (…)

Yine sadece bakt─▒; ÔÇśbakt─▒─č─▒ yerin arkas─▒n─▒ g├ÂrenÔÇÖ ve ruhumda daha ├Ânce yapt─▒─č─▒m b├╝t├╝n gezinti noktalar─▒na n├╝fuz ederek sahip olduklar─▒m─▒ elimden alan bir bak─▒┼čla bakt─▒ bu kez.
Gen├ž bir adam, parlak bir tepside ├žay ikram etti.
├ľn├╝me getirilen ├žay barda─č─▒nda, i├žti─čim ├žay─▒n i├žinde, s├Âyledi─čim m├╝srif s├Âzlerin ve i┼čledi─čim m├╝stekreh fiillerin erimekte oldu─čunu g├Ârd├╝m. (…)


METAL ÇUBUKLARIN DANSI

ÔÇó C├╝mle

Adam D, apar topar giyindi ve bilinmeyen bir eylem i├žin bilinmeyen bir yere gitmek ├╝zere evden r├╝zg├ór gibi ├ž─▒kt─▒.
Adam E, ha┼članm─▒┼č bir y├╝zle bireylerden birine, gel benimle sen, dedi ve onu da yan─▒na alarak evden ayr─▒ld─▒.
Y, sofradan y├╝z├╝ pancar gibi kalkt─▒; b├╝t├╝n ke┼čkeÔÇÖlerini me─čer ve ┼čayetÔÇÖlerini de valizine koyup ortadan kayboldu.

ÔÇó Metal ├çubuklar─▒n Dans─▒’ndan

O sesler orada ait oldu─ču nesneyle cisimle┼čiyor ilkin; sonra oradan ÔÇśherifÔÇÖin varl─▒─č─▒m─▒ darmada─č─▒n eden sesi y├╝kseliyor; sonra oradan ambar ├ž─▒k─▒yor, ka─čn─▒ ├ž─▒k─▒yor, harman yerinin yamac─▒nda y─▒─č─▒lm─▒┼č sap y─▒─č─▒nlar─▒ ├ž─▒k─▒yor, saman ├žeteni ├ž─▒k─▒yor; g├Âdekler, bayralar, yabalar ├ž─▒k─▒yorÔÇŽ Sonra o yabalardan veya dirgenlerden birini s─▒rt─▒mda hissediyorum, herifin s├Âvg├╝leri aras─▒nda s─▒rt─▒mda yerini bulamayan gerecin k─▒r─▒ld─▒─č─▒n─▒ sonradan fark ediyorum. (ÔÇŽ) Yaylada, Cafer A─čaÔÇÖn─▒n at─▒n─▒n ka├žt─▒─č─▒ haberi h─▒zla yay─▒lm─▒┼č ve haber ovada da duyulmu┼čtur. (O s─▒rada at─▒n, da─člarda ba┼č─▒na buyruk dola┼čan y─▒lk─▒ya kar─▒┼čt─▒─č─▒ d├╝┼č├╝n├╝lmektedir.) B├╝t├╝n bunlar─▒n yan─▒nda evin kedisinin m─▒rm─▒rlar─▒na bak─▒l─▒rsa hayvan─▒n karn─▒ ac─▒km─▒┼čt─▒r (…)

Derken bahar geliyordu. Dizleri bahar─▒n geli┼čini haber verince perdeler bulutsuz bir g├Âky├╝z├╝ olurdu, perdelerin yapra─ča benzeyen desenleri ye┼čerirdi; hatta oradaki oylumlardan bah├ženin kap─▒s─▒n─▒ da g├Ârebilirdi, hep kaybolan makas birden bulunurdu sonra, elindeki yumaklar tomurcuklan─▒rd─▒, bug├╝n d├╝nle e┼čle┼čirdi. B├Âyle zamanlarda kad─▒n─▒ kimse tutamazd─▒ art─▒k ┼čehirde.

ÔÇó Ta┼č

Ellerine bakt─▒m: Elleri de y├╝z├╝ gibi k─▒vr─▒m k─▒vr─▒m nehirlerden, vadilerden, kanyonlardan olu┼čan ve avu├ž i├žine do─čru ovaya, derin ├žukurlara d├Ân├╝┼čen oylumlu bir harita gibiydi. ├ľzenle ve kusursuz d├Â┼čenmi┼č kal─▒n elektrik kablolar─▒ gibi iyice belirginle┼čen, g├Âvermi┼č el damarlar─▒nda b├╝t├╝n bir hayat─▒n─▒n bilinmezlerinin dola┼čt─▒─č─▒ hissine kap─▒l─▒rd─▒n─▒z. (…)

A─ča├žlar─▒n dallar─▒nda sallanan ak┼čam g├╝ne┼člerinin ├Ânce solukla┼čt─▒─č─▒ sonra eriyerek ├žekilip t├╝kendi─či soluk benizli g├╝z ak┼čamlar─▒nda k├Âye yakla┼čan yorgun ka─čn─▒ sesleriÔÇŽ
O sesleri bast─▒rmaya ├žal─▒┼č─▒yormu┼č├žas─▒na tuhaf bir yar─▒┼č hissi uyand─▒ran hayvan b├Â─č├╝rmeleri; tekrar ├žocuk ├ž─▒─čl─▒klar─▒ÔÇŽ
Yorgun bir g├╝n├╝n sonunda, ya┼čl─▒ avlu kap─▒lar─▒n─▒n g─▒c─▒rdayarak a├ž─▒l─▒┼č─▒ÔÇŽ
Bir zamanlar mesafeleri i├žinde tamamlayarak yol alan katarlar, g├Â├žerler, y├Âr├╝kler, hanc─▒lar, s├╝rek├žiler, kervanlar; bunlar─▒n ge├ži┼či s─▒ras─▒nda uzaktan ula┼čan ├žan sesleriÔÇŽ


 

BANA HİKÂYE ANLAT -madan

ÔÇó Modernizm, BenÔÇÖin bayra─č─▒n─▒ varl─▒kÔÇÖ─▒n burcuna dikerek bir nefsiemmare imparatorlu─ču kurdu ve insanl─▒─č─▒ ├ž─▒kmaza soktu. Postmodernizm, dilin sa─člad─▒─č─▒ imk├ónlar─▒ kullanarak ├Âzelde edebiyata, genelde insana, d├╝┼čt├╝─č├╝ bu sarmalda nefes ald─▒rma devinimidir. Ge├žen y├╝zy─▒l─▒n ortalar─▒nda beliren Postmodernist veya deneysel aray─▒┼člar, edebiyata her yerinden bula┼čm─▒┼čt─▒r. Bunu tabii bir ak─▒┼č olarak g├Âr├╝yor ve edebiyat─▒n bir yan─▒yla da anlat─▒m imk├ónlar─▒n─▒ verimli de─čerlendirme sanat─▒ oldu─čunu d├╝┼č├╝n├╝yoruz. Ne ki kurmaca metin yazarlar─▒n─▒n ├Ânlerine ├ž─▒kan her y├Ânteme farkl─▒l─▒k yaratmak ad─▒na denetimsiz ÔÇśatlamalar─▒ÔÇÖ, edebiyat ad─▒na baz─▒ riskleri de bar─▒nd─▒r─▒yor

ÔÇó Postmodernist edebiyat─▒n ba┼čat konusu kendine yabanc─▒la┼čmad─▒r. 20. yyÔÇÖ─▒n ba┼člar─▒nda dil felsefesi ├žal─▒┼čmalar─▒ndan, Postmodernizmin edebiyata bula┼čmas─▒ndan, fenomenolojik ve hermen├Âtik ├žal─▒┼čmalardan sonra kendine yabanc─▒la┼čma konusu kurmaca metinlerde evrensel bir tema olarak yerini buldu. Burada konu edindi─čimiz yabanc─▒la┼čma; bize, medeniyetlerin birbirini etkiledi─či, zamanla i├ž i├že ge├žerek b├╝t├╝nsel bir kimli─če b├╝r├╝nd├╝─č├╝ son iki y├╝zy─▒lda bir medeniyet kriziyle bula┼čm─▒┼čt─▒r. Buna ta┼č─▒nm─▒┼č bir problem de diyebiliriz.

├ç├ľP KOVASINDAK─░ RES─░MLER (Augsburg Notlar─▒)

ÔÇó┬á Kilisedeki Osmanl─▒ Sanca─č─▒

Dom KilisesiÔÇÖnin kap─▒s─▒nda (giri┼čte sa─čda, y├╝ksek├že bir yerde) 1999 itibariyle 310 y─▒ld─▒r as─▒l─▒ duran bir Osmanl─▒ sanca─č─▒ var. Viyana bozgunu sonras─▒nda sanca─č─▒m─▒z bir ┼čekilde Alman Prensinin eline ge├žmi┼č. Sancak 1689ÔÇÖda buraya getirilmi┼č. Zaman─▒n Alman Prensi, Kilisenin giri┼činde sanca─č─▒n sergilenmesini istemi┼č. Sanca─č─▒n, Osmanl─▒n─▒n AvrupaÔÇÖdaki tarihinin bir belgesi ve AvrupaÔÇÖdaki izinin bir ni┼čan─▒ olarak m─▒; ÔÇśT├╝rk tehlikesinin savu┼čtu─čununÔÇÖ ve ÔÇśAvrupaÔÇÖn─▒n art─▒k emniyette oldu─čunun Dom Kilisesinden ilan─▒ÔÇÖ olarak m─▒; yoksa AvrupaÔÇÖdaki Osmanl─▒ varl─▒─č─▒n─▒n sancak ├╝zerinden tahkiri olarak m─▒ sergilendi─či tam anla┼č─▒lam─▒yor. Papazlar bu konuda bilgi vermiyorlar. Maksat her ne olursa olsun Sancak ├╝zerinden, AvrupaÔÇÖda Osmanl─▒ya esir muamelesi yap─▒ld─▒─č─▒n─▒ hissetmemek m├╝mk├╝n de─čil. Bu sancak, T├╝rkiyeÔÇÖden buraya gelen herkesin dikkatini ├žekmi┼č olmal─▒ diye d├╝┼č├╝n├╝l├╝rse de, sancaktan kimsenin haberi yok. Beni de bu konuda Servet Y├╝ksel uyard─▒. T├╝rk h├╝k├╝metleri bu sancakla ilgilenmi┼čler midir? Sanmam.
(Kilisedeki Osmanl─▒ Sanca─č─▒’n─▒n b├Âl├╝m├╝)