R.SEYHAN ile D─░L-K├ťLT├ťR ├ľYK├ť ─░L─░┼×K─░S─░-Cemal ┼×AKAR (“40 Soruda ├ľyk├╝” i├žin)

Sorular: Cemal ┼×akar
1–┬á┬á┬á┬áDil ile k├╝lt├╝r birbirinden ayr─▒┼čt─▒r─▒lamaz iki yap─▒ ya da yap─▒n─▒n iki unsuru. Bu iki unsurla ├Âyk├╝ aras─▒ndaki ba─č, etkile┼čim, birbirleri aras─▒ndaki al─▒┼čveri┼čin mahiyeti hakk─▒nda neler s├Âylenebilir?(*)– ┬á┬á┬á┬á┬á┬á┬á K├╝lt├╝r i├žin, bir millettin kodlar─▒, ┼čifreleri ve yasland─▒─č─▒ imgeler toplam─▒d─▒r diyebiliriz. K├╝lt├╝r, insan─▒n kendisini var etti─či yerde ┼čekillenen ta┼č─▒nabilir kal─▒plard─▒r. K├╝lt├╝r; bir milletin y├╝zy─▒llar boyunca meydana getirdi─či; din, dil, tarih, edebiyat, mimarl─▒k, sanat, edebiyat vb. alanlardaki birikimlerin t├╝m├╝n├╝ kaps─▒yor. Bu birikimleri ta┼č─▒yan bir ara├ž var ve o da dildir. Dilin k├╝lt├╝re y├Ânelik ├╝├ž i┼člevi vard─▒r: ─░n┼ča etmek, geli┼čtirmek ve ta┼č─▒mak.

K├╝lt├╝r kavram─▒n─▒n i├žinde o ulusun maddi ve manevi ortak k├╝lt├╝r de─čerleri yan─▒nda; ya┼čama bi├žimi (estetik anlay─▒┼č─▒, oyunlar─▒, t├╝rk├╝leri, k─▒yafetleri, yemekleri vs.), hayat─▒ ve e┼čyay─▒ alg─▒lama ┼čekli de var.

Dil ile ├╝retilen b├╝t├╝n eserler, o arada ├Âyk├╝ de bir k├╝lt├╝r ta┼č─▒y─▒c─▒s─▒d─▒r. K├╝lt├╝r├╝n bir ┼čubesi olan edebiyat─▒n i├žinde; hik├óyeler, masallar, destanlar, bilmeceler, tekerlemeler, a─č─▒tlar var. Kimlik denilen ┼čey de bu zeminde in┼ča ediliyor. Okuyucu, metni okurken sahip oldu─ču dil ve k├╝lt├╝r verilerini kullan─▒r. Dilin verileri de onu ├Ân├╝ndeki metnin anlam boyutlar─▒na g├Ât├╝r├╝r. Bu verileri, ge├žmi┼čten gelece─če birbirlerini etkileyerek olu┼čturuyor insanlar. ├ľyk├╝n├╝n gezindi─či alan tam da buras─▒d─▒r. Demek ki hik├óye, milli kimli─čimizdeki ilmekleri gelece─če aktaran ├Ânemli bir ta┼č─▒y─▒c─▒d─▒r.

K├╝lt├╝r├╝n birle┼čtirici oldu─ču kadar ayr─▒┼čt─▒ran bir taraf─▒ da vard─▒r. Her k├╝lt├╝rde, o milleti di─čerlerinden ay─▒ran anlam kodlar─▒ bulunur. Milletlerin ve medeniyetlerin bir ad almalar─▒nda belirleyici bir ├Âzelliktir bu. Kodlama dedi─čimiz etiket, ileti┼čim ve tan─▒(┼č)ma -muarefe- ama├žl─▒d─▒r (Hucurat/13). B├Âylece onu tan─▒mada elimizde bir veri bulunur. Bir t├╝r kimlik ├Âzeti olan bu veri, onun benzerlerinden fark─▒n─▒ da bize bir ├ž─▒rp─▒da iletmi┼č olur. Bir ulus i├žin (eskilerin tabiriyle) laz─▒m-─▒ gayr─▒mufar─▒k olan bir ┼čeyin ba┼čka milletler i├žin ├Ânemsiz olabilmesinin sebebi budur.

Klasik edebiyat─▒m─▒zda biri di─čerinin m├╝temmim c├╝z├╝ olan mazmunlar vard─▒r: Servi-akarsu, g├╝l-b├╝lb├╝l a┼čklar─▒ gibi. Birine bakal─▒m[1]: Servi akarsuya ├ó┼č─▒k oldu, ayaklar─▒na kapand─▒; bana hayat verdin, dedi. Akarsu da ona m├╝te┼čekkir oldu; sa─č ol, beni serinlettin dedi. Dil k├╝lt├╝r ili┼čkisi ile ve ├Âyk├╝n├╝n bu ikisiyle ili┼čkisi de b├ÂyleÔÇŽ YunusÔÇÖun Ol bizimdir biz onun gayr─▒ tespih dilidir dedi─či nokta buras─▒d─▒rÔÇŽ

Dil alan─▒nda 20. yyÔÇÖ─▒n en b├╝y├╝k filozofu say─▒lan Wittgenstein, IIÔÇÖnci d├Âneminin ├╝r├╝n├╝ sayd─▒─č─▒ Felsefi Ara┼čt─▒rmalarÔÇÖ─▒nda, dil-oyunuÔÇÖndan s├Âz eder. ├ťnl├╝ filozof, kuram─▒nda dilde eylemlerin belirleyicili─čine vurgu yapar. Ona g├Âre dil, ├Âr├╝ld├╝─č├╝ eylemlerden olu┼čan bir b├╝t├╝nd├╝r. ┼×├Âyle: Bir metinde s├Âzc├╝kler, bir tak─▒m kutusundaki aletler gibi i┼člev g├Âr├╝r. Yani orada b├╝t├╝n ara├žlar yekdi─čerinin konumunu de─či┼čtirme kabiliyetine sahiptir. ├çeki├ž ├živinin; keser veya testere tahtan─▒n; har├ž, duvar─▒n konumunu belirler veya k├Âkten de─či┼čtirir. Bunu ├Âyk├╝ diline uyarlarsak harfler kelimelerin; kelimeler c├╝mlenin, c├╝mle metnin konumunu belirler veya de─či┼čtirir. Bir de ├╝slup var, imgeler var. Hepsi bir paz─▒l─▒n (puzzle) par├žalar─▒ gibidirler.

Wilhelm von HumboldtÔÇÖa g├Âre dil ve d├╝┼č├╝nce de birbirini e┼čit d├╝zeyde tamamlayan iki elemand─▒r. Ona g├Âre dil, k├╝lt├╝rden ba─č─▒ms─▒z de─čildir ve dilin kullan─▒m─▒nda ‘ulusal karakter’ etkilidir.┬áJ. DerridaÔÇÖya g├Âre de ÔÇťDil, i├žinde bar─▒nd─▒rd─▒─č─▒ g├Âsterilenlerin s├╝rekli olarak, kar┼č─▒l─▒kl─▒ ili┼čki ve d├Ân├╝┼č├╝m i├žinde bulunduklar─▒ s─▒n─▒rs─▒z bir a─čd─▒r.ÔÇŁ

Konuyu ├Âyk├╝ ba─člam─▒nda de─čerlendirdi─čimizde DerridaÔÇÖn─▒n imledi─či a─člar kendisini g├Âr├╝n├╝r k─▒lar. Mesela bir anlatma gelene─či olan tek ulusuz ve orada k├╝lt├╝rel genlerimize kaz─▒nm─▒┼č bir ├Âzelli─čimiz vard─▒r: Ba┼čkalar─▒n─▒n hik├óyelerine ilgi duymak. Bu, ba┼čkalar─▒n─▒n ba┼č─▒na gelen bir felaketi hi├ž olmazsa anlatarak payla┼čmak, ibret al─▒nacak taraf─▒ varsa ondan ibret almay─▒ da i├žkindir. Bu gelene─čin i├žinde payla┼čma kadar aktarma da var. Manas Destan─▒ÔÇÖn─▒n bu zeminde olu┼čtu─čunu d├╝┼č├╝n├╝yorum. Bu aktarma yoluyla, ba┼čka milletlerin bizimle pek ortak olmayan hik├óyelerini okuyarak onlar─▒ tan─▒m─▒┼č oluruz. Bizimle ortak taraf─▒ olan hik├óyeler ise daha fazla ilgimizi ├žeker. Bunlar─▒n etiketi de evrensel oluyor. ─░lyada, Romeo Juliet, Faust, Su├ž ve Ceza gibi.

Eskiden destanc─▒lar vard─▒. Bu g├╝zel adamlar, kasabalarda pazarlar─▒n kuruldu─ču g├╝nlerde il├ženin zaten bir tane olan meydan─▒nda yan─▒k sesle okuyarak destanlar─▒n─▒ tanesi 25 kuru┼ča satarlard─▒. Ta┼č bask─▒l─▒ matbaalarda ├žo─čalt─▒lan bu destanlar─▒ daha sonra teybe okudular. Orada dokunakl─▒ hik├óyeler anlat─▒l─▒rd─▒. Ba┼č─▒na gelen bir cinayet y├╝z├╝nden da─ča ├ž─▒kan bir e┼čk─▒yan─▒n hik├óyesi de olabilirdi bu, do─čal bir afetin ay─▒rd─▒─č─▒ gen├ž sevgililere a─č─▒t da, ge├žmi┼č zamanlarda ya┼čam─▒┼č bir kahraman─▒n hik├óyesi de… O tarihlerde Kurtulu┼č Sava┼č─▒ÔÇÖn─▒n ├╝zerinden hen├╝z 40-45 y─▒l ge├žmi┼čti ve gaziler hayattayd─▒. Bunlara bir de onlar─▒n anlatt─▒klar─▒ cephe hik├óyelerini ekleyelim. Camide namaz vaktini bekleyen bu ya┼čl─▒ insanlar─▒ g├Ârd├╝m ben, onlardan ├žok sava┼č hik├óyesi dinledim. Bir de benim ÔÇťg├Ân├╝ll├╝ anlat─▒ kahramanlar─▒ÔÇŁ dedi─čim kimseler vard─▒.┬á K├Âyleri dola┼čan gezgin ├žer├žiler, kimsede para olmad─▒─č─▒ i├žin takas usul├╝yle satt─▒klar─▒ incik boncuk yan─▒nda yanlar─▒nda halk hik├óyeleri bulundururlard─▒. Bu hik├óyelerle ├žocuklar─▒ ba┼člar─▒na toplarlard─▒. O ya┼čta hik├óye ile kar┼č─▒la┼čan ├žocuklar─▒n muhayyilelerinde; destanc─▒n─▒n okudu─ču, ├žer├žinin ya da sava┼č gazisinin anlatt─▒─č─▒ hik├óyelerin kahramanlar─▒ nas─▒l bir yer edinirdi, ├žocuklar o gece d├╝┼člerinde neler g├Âr├╝rlerdi bir d├╝┼č├╝n├╝nÔÇŽ Ben bu insanlara k─▒l pay─▒ yeti┼čtim.

K├╝lt├╝re aktar─▒lan veriler mahalline dil ile ula┼čt─▒r─▒ld─▒─č─▒na g├Âre bu; dilin i├žinde bir k├╝lt├╝r, tarih ve hayat; k─▒saca o milletin d├╝nyas─▒ var anlam─▒na da geliyor. Bu sebeple dil, dilbilimcilerin ├╝zerinde y─▒llard─▒r ├žal─▒┼čt─▒klar─▒, her ara┼čt─▒rmadan uzmanlar─▒n dile ili┼čkin yeni m├╝mbit alanlar ke┼čfetti─či zengin bir kaynakt─▒r. Dilin i├žinde ses, harf, s├Âz, c├╝mle anlam, duygu, sezgi vb. var; dahas─▒ bir d├╝nya var. Bunlar─▒n her biri ayr─▒ bir bilim dal─▒ olarak (Semantik, morfoloji, fonetik,┬á sentaks vb.) incelenmi┼čtir. PlatonÔÇÖun DiyaloglarÔÇÖ─▒n─▒ paranteze al─▒rsak, son y├╝z y─▒lda dil, dil felsefesi ad─▒yla felsefede de ├Ânemli bir k├Â┼če edindi. Dahas─▒, dilin topluma, insana ve onun k├╝lt├╝rel varl─▒─č─▒na y├Ânelik incelenmesi bak─▒mlar─▒ndan antropolojinin de ilgi alan─▒na girdi. Bu iki inceleme dal─▒n─▒n i├žinde; metinlerdeki duygu, d├╝┼č├╝nce ve anlam d├╝nyas─▒ derinlemesine didiklendi; semiyoloji (g├Âstergebilim), fenomenoloji (g├Âr├╝ng├╝bilim, bilincin bilgisi), hermen├Âtik (yorumbilim) gibi yeni bilim alanlar─▒na ula┼č─▒ld─▒. ├ľyleyse anlat─▒ma dayal─▒ bir metin olan ├Âyk├╝n├╝n i├žinde bunlar─▒n hepsinden par├žalar var diyebiliriz. Hepsinin i├žinde insan─▒n dil, k├╝lt├╝r ve duygu ve anlam d├╝nyas─▒ bar─▒n─▒yor.

Demek ki bir ├Âyk├╝ metni, salt metinden ibaret de─čil. Refik HalitÔÇÖin Eskici hik├óyesi bize, kendi co─črafyam─▒z─▒n par├žalanmas─▒n─▒n dramatik oldu─ču kadar dile ili┼čkin trajik ├Âyk├╝lerini aktar─▒r. Orada anlat─▒lan, bir insan─▒n dram─▒ndan ├žok daha ├Âtesidir. Hik├óyenin i├žindeki ├Âyk├╝de dil vard─▒r, k├╝lt├╝r, tarih ve co─črafya vard─▒r. Hepsinden ├Ânemlisi oradan bize ula┼čan bir bilin├ž vard─▒r; b├╝t├╝n bunlar─▒ y├╝klenmi┼č insan vard─▒r. Biz bu hik├óyede, o tarihlerde bir medeniyeti da─č─▒tan m├╝stevlilerin, insanlara ya┼čatt─▒─č─▒ gurbeti duyar─▒z; kendi ├╝lkesinin bir k├Â┼česinde kendisini gurbette hisseden bir insanla kar┼č─▒la┼č─▒r─▒z.

Yazar─▒n bilinci, kamunun g├Âremedi─či veya g├Âz├╝nden ka├žan ÔÇťk├Âr noktalar─▒ÔÇŁ g├Âr├╝r. Bu uz g├Âr├╝┼č, k├╝lt├╝r ve uygarl─▒k de─čerlerinin aktar─▒lmas─▒nda kataliz├Âr g├Ârevi ├╝stlenir. Edebiyat eserleri ve ├Âzellikle ├Âyk├╝ ile dil ve k├╝lt├╝r aras─▒nda bu sebeple do─črudan bir ba─č vard─▒r.┬á Dilin ta┼č─▒y─▒c─▒l─▒k vasf─▒ bizi ge├žmi┼č y├╝zy─▒llardaki de─čerler manzumesiyle kar┼č─▒la┼čt─▒r─▒r ve eser, ku┼čaklar aras─▒nda k├Âpr├╝ g├Ârevi g├Âr├╝r. Mesneviler, masallar, halk hik├óyeleri; Dede Korkut hik├óyeleri, ├ó┼č─▒k hik├óyeleri, din├«, destan├« hik├óyeler ge├žmi┼č y├╝zy─▒llar─▒ g├╝n├╝m├╝ze ba─člayan k├Âpr├╝ler kurdular. Kerbela Hik├óyeleri bizi trajik bir ac─▒n─▒n ├žok daha ├Âtesine ula┼čt─▒rd─▒: Bu hik├óyeler bize -Hz. H├╝seyinÔÇÖin ┼čahs─▒nda- ├Âzg├╝r iradenin insan─▒n en de─čerli varl─▒─č─▒ oldu─čunu ve asla tutsak edilemeyece─čini, her ┼čartta izzet-i nefsimizi korumay─▒ imler. Bu bilgi de─čil bilin├žtir. H├╝sn ├╝ A┼čkÔÇÖtaki s├╝rrealist ├Âyk├╝, insan─▒n ezeli gurbetini;┬á Ahmet Mithat Efendi, d├Ânemin insan─▒n─▒, sosyal yap─▒y─▒, de─čerler manzumesini; Sait Faik, insan─▒n evrensel s─▒z─▒s─▒n─▒ aktard─▒. Diyoruz ki yazar, yazd─▒─č─▒ ├Âyk├╝ veya roman metinleriyle bir ta┼č─▒y─▒c─▒ olarak neyi, nas─▒l bir gere├žle (dil), nereye ta┼č─▒d─▒─č─▒n─▒n da bilincinde olmak zorundad─▒r.

├ľyk├╝, dil ile ├╝retilen bir metin olunca yazar─▒n sorumluluklar─▒ da derinle┼čiyor. Bir ├Âyk├╝de yazar─▒n; geldi─či yer, beslendi─či kaynaklar, dil hazinesi, ki┼čili─či vb. yazar kimli─činin belirleyicisi olan unsurlar─▒n temelinde k├╝lt├╝r var. Biz bir ├Âyk├╝y├╝ okuyunca orada bir k├╝lt├╝r├╝n s├Âz varl─▒─č─▒ ile y├╝z y├╝zeyizdir. Metin, bizi dili ve aktard─▒─č─▒ k├╝lt├╝rel dizge ile kar┼č─▒la┼čt─▒r─▒r. Fakat ben bunlar─▒n hepsinden de ├Ânce ├Âyk├╝n├╝n insan─▒n ke┼čfiyle ilgili ├žok ├Ânemli veriler sundu─čunu d├╝┼č├╝n├╝yorum.

├ľyk├╝ler, insan─▒n dilinin ve k├╝lt├╝r├╝n├╝n oldu─ču kadar duygular─▒n─▒n, muhayyilesinin ve sezgilerinin de tarihidir. Yazar, dilin ve k├╝lt├╝r├╝n kendisine sundu─ču verilerden yararlanarak insan─▒n i├ž tarihini yaz─▒yor denilebilir. Bu tarihi yazanlar, hi├ž t├╝kenmeyecek bir kayna─ča sahiptirler: Muhayyile. ─░nsan hayalinin s─▒n─▒rlar─▒ yoktur. Muhayyilenin h─▒z─▒na yeti┼čebilecek teknik gere├ž; sezgilerin alan─▒na n├╝fuz edebilecek teknoloji hi├žbir zaman ├╝retilemeyecektir. D├╝nyan─▒n b├╝t├╝n ordular─▒ birle┼čse bir insan─▒n kurgulad─▒─č─▒ alanlar─▒ asla fethedemez; en ├žok bedenine ula┼č─▒r. Demek ki ├Âyk├╝n├╝n ana malzemesi olan kurmaca b├╝t├╝n teknik donan─▒mlar─▒n ├╝st├╝nde ve onlardan g├╝├žl├╝d├╝r. Kurmaca metin yazarlar─▒, bu malzemelerle ya┼čad─▒klar─▒ ├ža─č─▒n insan─▒n─▒n i├ž tarihini aktarm─▒┼č oluyorlar. Bu bir k├╝lt├╝r faaliyetidir.

Dilleri etkileyen de─či┼čmeler olmu┼čtur: Dilin ara├ž-gereci olan alfabe de─či┼čimi, co─črafi de─či┼čiklikler, medeniyet de─či┼čimleri; buna ba─čl─▒ olarak kullan─▒lan maddi ara├ž gere├žlerin getirdi─či de─či┼člilikler, -ba┼čka ifadeyle- e┼čyan─▒n de─či┼čimi gibi. Buna uluslararas─▒ ekonomik ili┼čkileri de ekleyebiliriz. Bunun ├Âyk├╝ ile ne ilgisi var? Var, ├Âyk├╝ bu de─či┼čimlerin ├Ân├╝nde arkas─▒nda de─čil i├žinde ne┼čv├╝nema buluyor. Dil uzla┼č─▒m alanlar─▒n─▒ aktar─▒r. Sanat, toplumun uzla┼č─▒m alanlar─▒n─▒ zorlayabilir. Tam da burada dil ile sanat├ž─▒n─▒n ileti┼čiminde bir problem ya┼čanabilir. Burada olan ┼čudur: Sanat├ž─▒n─▒n ya┼čad─▒─č─▒, dilin kendisiyle ya┼čanan bir s─▒k─▒nt─▒ de─čil anlataca─č─▒ ├Âyk├╝n├╝n dilini bulma sanc─▒s─▒d─▒r. O dili buldu─čunda eser ufukta g├Âr├╝n├╝r. Bu bir bak─▒ma de─či┼čimlerin getirdi─či bir sanc─▒d─▒r da.

G├╝n├╝m├╝z ├Âyk├╝s├╝nde ger├žek, art─▒k g├Âsteren de─čildir; hatta g├Âsterge bile de─čildir. ├ľyk├╝, yazar─▒n i├žinde bulundu─ču sadece toplumda de─čil; dil ve k├╝lt├╝r alan─▒ndaki de─či┼čimlerden de (anlatma tarzlar─▒ ve ├Âyk├╝ anlay─▒┼č─▒, kuramlar vb.) ister istemez etkileniyor. ├ľyk├╝ler ve romanlar, and─▒─č─▒m─▒z bu t├╝rden de─či┼čimlerin, d├Ân├╝┼č├╝mlerin, sanc─▒lar─▒n kayd─▒n─▒ da tutar. Denilebilir ki her d├Ânemde yaz─▒lan hik├óye, o d├Ânemin tarihine d├╝┼č├╝len bir kay─▒tt─▒r.

Yazar dil ile d├╝┼č├╝n├╝r. S├Âz varl─▒─č─▒ 500 kelimeyi ge├žmeyen bir yazar─▒n dokudu─ču bir eser, bir d├╝nya kuramaz. Dilde hayat─▒n b├╝t├╝n ayr─▒nt─▒lar─▒ sakl─▒d─▒r. Yarat─▒c─▒ yazar, eserini dokurken onu bulup ├ž─▒kar─▒r. Demek ki burada dil ile d├╝┼č├╝nen sanat├ž─▒y─▒ ├╝retken k─▒lan veya ├╝retme kapasitesini daraltan temel itkiler var. Dil hikmetin yoludur diyen Yunus bizi dil ile bir yolculu─ča davet etti. ÔÇťDil s├Âz (perole)ÔÇÖd├╝rÔÇŁ diyen F. Saussure ile ÔÇťBilin├žd─▒┼č─▒, dil gibi yap─▒lanm─▒┼čt─▒rÔÇŁ diyen C. G. Jung ya da ÔÇťdilimin s─▒n─▒rlar─▒ d├╝nyam─▒n s─▒n─▒rlar─▒d─▒rÔÇŁ diyen ve dilin bir matemati─činden s├Âz eden. L. Wittgenstein; ÔÇťDil yetisi, evrensel dilbilgisinin ilkelerini ta┼č─▒r. Dil, bilincimizin bir par├žas─▒d─▒rÔÇŁ diyen Chomsky gibi dilbilimciler bize dile ili┼čkin farkl─▒ pencereler a├žt─▒lar. ÔÇťHi├žbir metinde anlam t├╝m├╝yle t├╝ketilemezÔÇŁ diyen J. Derrida; ÔÇť├ľyk├╝ insan─▒ temsil ederÔÇŁ diyen Paul Ric┼ôur gibi hermen├Âtik uzmanlar─▒ ufkumuzu geni┼člettiler.

B├╝t├╝n sanat eserleri, d├╝nyan─▒n da merkezi olan insan─▒ anlat─▒r. ─░nsan─▒n anlat─▒m─▒na onu anlatanlar─▒n ├Âmr├╝ yetmedi, yetmeyecektir; ├ž├╝nk├╝ insan─▒n ke┼čfi bitmeyecektir. Bu a├ž─▒dan bak─▒ld─▒─č─▒nda anlat─▒lan b├╝t├╝n ├Âyk├╝ler hakikatin pe┼čindedir. Herkesin hakikati ba┼čka ba┼čka olabilir fakat anlat─▒lan hep odur.

Biliyoruz ki ba┼čar─▒l─▒ bir yazar─▒n ana malzemesi ├Âncelikle dildir. Yazar bir dil i┼č├žisidir; dahas─▒ bir k├╝lt├╝r├╝n de i├žinden gelmektedir. Yazar─▒n ta┼č─▒y─▒c─▒ olarak kulland─▒─č─▒ malzeme; i├žinde saklad─▒─č─▒ sesiyle, t─▒n─▒s─▒yla, kokusuyla, anlam d├╝nyas─▒yla sadece insan─▒ de─čil; i├žinde ya┼čad─▒─č─▒ toplumu ve ├ža─č─▒ da aktar─▒r. Ba┼čka bir ┼čey daha var: Her ├Âyk├╝de dilin ve k├╝lt├╝r├╝n derin izleri vard─▒r. Dil ile dokunan her ba┼čar─▒l─▒ ├Âyk├╝, ondan ald─▒─č─▒ndan daha fazlas─▒n─▒ verir dile. Bu bereketli al─▒┼čveri┼čten k├╝lt├╝r de kazan├žl─▒ ├ž─▒kar.

2-┬á┬á┬á┬á├ľyk├╝ nas─▒l okunur? Okurdan ne t├╝rden kat─▒l─▒mlar bekler?

Okur, derken ÔÇťhangi okur?ÔÇŁ diye sorup ÔÇťiyi bir okurÔÇŁ cevab─▒n─▒ ald─▒─č─▒m─▒ varsayarak d├╝┼č├╝ncelerimizi buraya temellendirece─čiz.

Bug├╝n, yazar─▒n kar┼č─▒s─▒nda Ahmet Mithat EfendiÔÇÖnin ÔÇťEy kari!ÔÇŁ diye seslendi─či balkonun alt─▒nda toplanan okur yok. EfendiÔÇÖnin kahramanlar─▒n─▒n kulland─▒─č─▒ e┼čyalarla ili┼čkileri ile g├╝n├╝m├╝z insan─▒n─▒n e┼čya ile kurdu─ču ili┼čkiler ayn─▒ de─čil. Dahas─▒ EfendiÔÇÖnin kulland─▒─č─▒ alfabenin ona kazand─▒rd─▒klar─▒ ile ┼čimdi kulland─▒─č─▒m─▒z alfabenin bize kazand─▒rd─▒klar─▒ ├žok farkl─▒d─▒r. Keza Ali ┼×ir Neva├«ÔÇÖnin Muhakemet├╝ÔÇÖl-LugateynÔÇÖindeki s├Âz varl─▒─č─▒ ile Tanp─▒narÔÇÖ─▒n Be┼č ┼×ehirÔÇÖdeki s├Âz da─čarc─▒─č─▒;┬á onunla Orhan PamukÔÇÖun Kara KitapÔÇÖta sundu─ču kelime hazinesi aras─▒nda neredeyse u├žurum var.

G├╝n├╝m├╝z├╝n okuru, ÔÇťOkuyaca─č─▒m bir ├Âyk├╝n├╝n dilimi ve muhayyilemi zenginle┼čtirdi─čini ve bana yeni ┼čeyler katt─▒─č─▒n─▒ duyumsamayacaksam onu niye okuyay─▒m?ÔÇŁ der gibidir. Okuyucu profili kadar elbette yazar profili de de─či┼čmi┼čtir. Bununla, yazar─▒n kendini okuyucuya g├Âre ayarlamak durumunda olmas─▒ gerekti─čini s├Âylemiyoruz; bu do─čru da olmaz. Fakat taraflar─▒n birbirlerindeki de─či┼čim ve d├Ân├╝┼č├╝mlerden hi├ž olmazsa haberdar olmalar─▒ bir gereklilik gibi g├Âr├╝n├╝yor. En az─▒ndan yazar, yukar─▒daki iletinin muhatab─▒n─▒n kendisi oldu─čundan haberdar olmal─▒d─▒r.

─░yi bir ├Âyk├╝ metninde yazar─▒n bir yerlere yerle┼čtirdi─či imgeler vard─▒r ya da ├Âyk├╝n├╝n merkezinde etkili olan burga├žlar, ne bileyim ├Âyk├╝n├╝n i├žindeki hik├óyeyi s─▒rtlam─▒┼č anahtar kelimeler vard─▒r. Bu bir eldiven, d├╝─čme, saat gibi bir e┼čya da olabilir, k├Âp├╝k, t├╝y, sa├ž gibi bir imge deÔÇŽ ├ľyk├╝ bunlar─▒n merkezinde akar. Yazar─▒n ayr─▒nt─▒ se├žiminde g├Âzetti─či bir maslahat olabilir; dolay─▒s─▒yla ilgisiz gibi g├Âr├╝nen ayr─▒nt─▒lara bo┼ča yer vermemi┼č olabilir; onlar─▒ metnin desenleri olarak d├Â┼čemi┼č olabilir. Metin i├žinde ├Âyk├╝yle ba─člant─▒s─▒ yok gibi duran ba┼čka par├žalar olabilir. Yazar baz─▒ par├žalar─▒ okuyucunun g├Ârmesini istiyor da olabilir. Bunlar─▒n hepsi ├Âyk├╝n├╝n b├╝t├╝n├╝n├╝ tamamlayan c├╝zlerdir oysa. ─░yi bir okuyucu bunlar─▒ da hesaba katar. ├ľyk├╝n├╝n ilk ve son c├╝mlesi ├žok ├Ânemlidir. ─░yi bir okuyucu buralar─▒ ÔÇťg├Âr├╝rÔÇŁ. Yazardan beklenen; okuyucuya g├╝venmesi, onu k├╝├ž├╝msememesi ve okuyucunun anlamayaca─č─▒ izlenimi uyand─▒rarak her ┼čeyi a├ž─▒klamaya kalk─▒┼čmamas─▒d─▒r.

Okuyucu zihnini uyan─▒k tutmak ve ├Âyk├╝n├╝n i├žine d├óhil olmak zorundad─▒r. Yazar─▒n da ona bu alanlar─▒ a├žm─▒┼č olmas─▒ beklenir elbette. Denilebilir ki iyi bir ├Âyk├╝ yazar─▒n elinden ├ž─▒km─▒┼č olsa da veya her ne kadar yazar─▒n zihninde ├Âyk├╝ye giren imgelerin, anahtar kelimelerin belirlenmi┼č bir yeri olsa da bir kez yazar─▒n elinden ├ž─▒kt─▒ktan sonra o ├Âyk├╝ art─▒k onu okuyan okuyucu say─▒s─▒ kadar anlam katmanlar─▒na sahiptir. Bu ┼ču demektir; ├Âyk├╝ yazar─▒n veya anlat─▒c─▒n─▒n muhayyilesinin ├Âtesine kayabilir, yazar─▒n d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝nden farkl─▒ boyutlar kazanabilir. Bu, g├╝n├╝m├╝z ├Âyk├╝s├╝ndeki anlam ├že┼čitlenmeleri kadar ├Âyk├╝n├╝n do─čas─▒nda bulunan bo┼čluklarla da ilgilidir. Bu sebeple iyi bir okuyucu yazara burada (bu, g├Ârkemli bir a─čac─▒n dibinden ├ž─▒kan bir kaynak suyu olsun) neyi kastettiniz diye sormaz; ├ž├╝nk├╝ yazar, okuyucunun d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝nden bamba┼čka bir ┼čey d├╝┼č├╝nm├╝┼č olabilir; hatta sorunun cevab─▒n─▒ yazar bilmiyor da olabilir. Daha ├Ânemlisi; b├Âyle bir soruya verece─či cevapla okuyucunun muhayyilesini t─▒kam─▒┼č olur yazar. Bunu hi├žbir yazar g├Âze alamaz. Konuya kafa yoran hermen├Âtik uzmanlar─▒n─▒n g├Âr├╝┼čleri birbirini tamamlay─▒c─▒ niteliktedir. Bunlara bakal─▒m:

ÔÇťOkumalar─▒m─▒z─▒n her biri filizlenen bir tohum b─▒rak─▒r ard─▒nda.ÔÇŁ (Jules Renard)

ÔÇťMetnin derin semanti─či; ama├žlad─▒─č─▒ de─čil, metnin ne oldu─ču; yani metnin g├Âr├╝nmez olan g├Ânderdi─čidir. Bu ise ├Ân├╝m├╝ze a├ž─▒lan d├╝nyad─▒rÔÇŁ (Paul Ric┼ôur)

ÔÇťOkudu─čum metin, benim i├žin yazmak istedi─čim metindirÔÇŽ Okumak kodlar─▒ ├ž├Âzmektir; harflerin, s├Âzc├╝klerin, anlamlar─▒n, yap─▒lar─▒n kodlar─▒n─▒ÔÇŽ AsÔÇÖlolan┬áyazar─▒n ÔÇśkimÔÇÖli─či de─čil, metinde┬áÔÇÖneÔÇÖ yapt─▒─č─▒d─▒rÔÇŽ Okurun al─▒mlad─▒─č─▒ ┼čey, metnin anlam─▒ de─čil ona g├ÂnderdikleridirÔÇŽ Metin okurdan uygulamaya dayanan bir i┼čbirli─či ister.ÔÇŁ ┬á(Roland Barthes)

Her okurun okuma yollar─▒ ayn─▒ olmayabilir. Taray─▒c─▒ bir bak─▒┼čla, ele┼čtirel bir tutumla,┬á metne kat─▒larak yahut ├Âyk├╝de kurulan ger├žekli─či i├žselle┼čtirerekÔÇŽ Bir de h─▒zl─▒ okuma tekni─čini kullanarak c├╝mlelerin anlam veya duygu derinliklerine inmeden yap─▒lan okuma var. Ben buna atlayarak okuma diyorum ki bu en verimsizidir. ─░yi bir ├Âyk├╝ okuyucusu ├Âyk├╝de kurulan atmosferin i├žinden ├ž─▒kmadan, c├╝mlelerin duygu, sezgi ve anlam ├žer├ževesine ula┼čabilece─či bir d├╝zlemde kalarak okur. Virginia Woolf okuma edimi i├žin ÔÇťBa┼čka her yerde yasalar ve gelenekler elimizi kolumuzu ba─čl─▒yor olabilir ama burada asla.ÔÇŁ diyor. Woolf,┬áKitap Nas─▒l Okunmal─▒ÔÇÖda kendi okuma deneyimlerini payla┼č─▒r okurla: ÔÇť├ço─ču zaman bulanm─▒┼č, karmakar─▒┼č─▒k olmu┼č zihinlerle al─▒r─▒z kitaplar─▒ elimize; roman─▒n do─čruyu anlatmas─▒n─▒, ┼čiirin yalan s├Âylemesini, biyografinin methiyeler d├╝zmesini, tarih yaz─▒lar─▒n─▒n da ├Ânyarg─▒lar─▒m─▒z─▒ desteklemesini beklerizÔÇŽ Bekleyip demlenin biraz, buray─▒ tan─▒y─▒n ve ├žok ge├žmeden yazar─▒n size ├žok daha kesin bir ┼čeyler verdi─čini ya da vermeye ├žal─▒┼čt─▒─č─▒n─▒ g├Âreceksiniz.ÔÇŁ

Sanat├ž─▒ eserinde yer yer ger├že─čin ├╝zerine bir ┼čal ├žeker, ├Ârter onu. Niye b├Âyle yapar sanat├ž─▒? Ger├že─či yal─▒n olarak iletmek makale deneme, an─▒ gibi t├╝rlerin i┼čidir de ondan. Sadece bu de─čil; b├╝t├╝n sanat eserleri hakikatin pe┼čindedir. E, o da meydanlarda dola┼čmaz, hep sakl─▒d─▒r. Yazar─▒n, ger├že─čin ├╝zerini ├Ârtme i┼činde kulland─▒─č─▒ enstr├╝manlar vard─▒r: Bunu da metafora, imgelere ba┼čvurarak, belirsizliklerle, bazen de bo┼čluklar b─▒rakarak yapar. B─▒rak─▒lan bo┼čluklarda, ├žok kere, okurun buralardan metne s─▒zmas─▒ ve metne d├óhil olmas─▒na imk├ón tan─▒n─▒r. ├çok kere diyorum ├ž├╝nk├╝ baz─▒ yazarlar (buraya da) m├╝dahaleci olmamak i├žin metni kendi do─čal ak─▒┼č─▒na b─▒rak─▒r ve bu do─čal olarak ger├žekle┼čebilir. ─░yi bir ├Âyk├╝c├╝ dilin perdelerine h├ókimdir zaten. Demek ki iyi bir okur da bir metni okurken bu alanlara az ├žok v├ók─▒f olmal─▒d─▒r.

─░yi bir okur; ÔÇť┼×ifreli bir bulmaca m─▒ ├ž├Âz├╝yorum, kitap m─▒ okuyorum?┬á ┼×unu a├ž─▒k, net yaz be karde┼čim?ÔÇŁ demez. Bu y├Ânde sorular da sormaz. Yine de bu neden b├Âyledir;┬á bakal─▒m: Sanat├ž─▒, Settar s─▒fat─▒n─▒n kendisindeki yans─▒malar─▒n─▒ ger├žekle┼čtiriyor gibidir. Bir a─čac─▒n tarihinin bir ├žekirdekte saklanmas─▒ gibi kalbimizin i├žindeki d├╝nya orada bir ÔÇś├žipÔÇÖte saklan─▒yor ve yeri tam olarak tespit edilemiyor. Diyebiliriz ki sanat├ž─▒lar, eserin ÔÇśgizlemeÔÇÖ ├Âzelli─čini buralardan; en ba┼čta da yarat─▒l─▒┼čta kendilerine ÔÇś├╝flenenÔÇÖ o t─▒ls─▒ml─▒ nefesten [2] alm─▒┼člard─▒r. O Rabban├« nefes ruhun t├Âz├╝d├╝r. Bu durumda sanat├ž─▒lar San├«ÔÇÖ s─▒fat─▒n─▒n yery├╝z├╝ndeki temsilcileri, sanat eserleri de (mahl├╗kat gibi) tecellilerden ibarettir. Kimi filozoflar buralarda dola┼čm─▒┼člard─▒r. Mesela M. Heidegger (├Âl. 1976)ÔÇÖe g├Âre ÔÇťDil, ÔÇśvarl─▒kÔÇÖ─▒n evidir ve sanat eseri hakikatin bar─▒na─č─▒d─▒rÔÇŽ Sanat, sanat eserinde yarat─▒lm─▒┼č hakikatin saklanmas─▒d─▒r.ÔÇŁ HeideggerÔÇÖin bu noktadaki yakla┼č─▒m─▒n─▒ ÔÇťhakikat varl─▒kla ├Ârt├╝l├╝d├╝rÔÇŁ ┼čekline anlayabiliriz.[3] Demek ki hakikat daha da derinlerde; denize kar─▒┼č─▒p onda fani olan bir ─▒rmak gibiÔÇŽ Hem ├žok ayan, hem de─čil:

C├╗ylar ├ž├╝n erdiler deryaya ham├╗┼č oldular ┬á┬á / ├ç├╝nk├╝ ─▒rmaklar deryaya ula┼č─▒p sustular (Nail├«)

Ba┼čka bir ┼čey daha var: Sanat├ž─▒ eserinin ÔÇťBenÔÇŁ niteli─čini de ├Ârter. Buna ihtiya├ž duymas─▒n─▒n birden ├žok sebebi olabilir. En ├Ânemlisi ┼čudur: Okuyucunun ben’i ile yazar─▒n yazar Ben’ i sat─▒rlar aras─▒nda kar┼č─▒la┼č─▒rsa ├žat─▒┼čma ka├ž─▒n─▒lmaz olur. Yazarlar bundan vebadan ka├žar gibi ka├žarlar; ├ž├╝nk├╝ b├Âyle bir ├žat─▒┼čmadan sanat├ž─▒ ├žok kere yenik ├ž─▒kar. Bu, eserin ba┼čar─▒s─▒zl─▒─ča u─čramas─▒ demektir. Bu durumla kar┼č─▒la┼čmamak i├žin sanat├ž─▒ kendini aradan ├žeker ve kahramanlar─▒n─▒ devreye sokar. B├╝t├╝n eylemler kahramanlar─▒nd─▒r art─▒k. Oysa eserde imgelere ya da metaforlara ba┼čvurma se├žene─či yazar─▒ okurla ├žat─▒┼čmaya girmekten kurtar─▒r. Bu keyfiyet, kurmaca metinlerin ├╝st├╝n├╝n ├Ârt├╝l├╝ olmas─▒n─▒n da ├Ânemli bir sebebidir. Bu sebepler, yazar─▒n┬á (varsa) iletilerini perdeleme ihtiyac─▒n─▒n da ├Ânemli bir gerek├žesidir.

─░yi bir okurdan bu durumlara muttali olmas─▒ ve eseri bu veriler ─▒┼č─▒─č─▒nda okumas─▒ beklenir. Eser de bunu bekler do─črusu.

________________
* Bu metin, ├Âyk├╝c├╝ Cemal ┼×akarÔÇÖ─▒n haz─▒rlad─▒─č─▒ 40 Soruda ├ľyk├╝ dosyas─▒ i├žin y├Âneltilen iki soruya cevap olarak olu┼čtu.
[1] Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
├é┼č─▒k olm─▒┼č galib├ó ol serv-i ho┼č-reft├óra su┬á┬á┬á┬á Fuzul├«
Ôľ║Su, (F─▒rat-Dicle) -medfun bulundu─čun- mahaldeki o cennet misali kutlu bah├žeye do─čru durmaks─▒z─▒n akar.

Galiba o ho┼č y├╝r├╝y├╝┼čl├╝, ho┼č┬ásal─▒n─▒┼čl─▒ serviyi and─▒ran sevgiliye ├ó┼č─▒k olmu┼č.┬á
[2] 32/9: ÔÇťSonra onu ┼čekillendirip ona ruhundan ├╝flediÔÇŁ
[3] ┬áSevin├ž Ergiydiren, Ele┼čtiride Fenomenolojik Yakla┼č─▒mlar, Hece Yay─▒nlar─▒, Ankara, 2007, s.
25
Hakikatin gizlenmesiyle ve kurmaca metinlerde bo┼čluklarla ilgili ayr─▒nt─▒lar i├žin bkz.┬áRecep Seyhan, Bana Hik├óye Anlat-ma, Bilge K├╝lt├╝r Sanat, ─░st, 2017
Metinde ge├žen ilgili al─▒nt─▒lar i├žin kaynaklar: Paul Ric┼ôur, Zaman ve Anlat─▒ I, YKY, ─░st. 2007;┬áRoland Barthes, Dilin ├çal─▒┼čma Sesi, YKY, ─░st 2013.